Dokuzl

Dokuzl

asdsad
 
Anasayfacixtr dokuzlSSSÜye ListesiKullanıcı GruplarıAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ANARŞİZM

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MissYou
General
General
avatar

Mesaj Sayısı : 510
Yaş : 22
Nerden : İ$taNBUL
İş/Hobiler : M$n L000,,,,,,,,
Ruh Halim :
Rep : 0
Kayıt tarihi : 19/12/07

Karekter Kağıdı
Irk:
Seviye:
0/0  (0/0)
XP:
0/0  (0/0)

MesajKonu: ANARŞİZM   Çarş. Ocak 23, 2008 9:09 am

Anarşizm


Anarşizm politik erkin ve yetkenin olumsuzlanmasıdır. Hem politik bir öğreti ve eyem biçimini, hem de daha yaygın olarak bir dünya görüşünü ve kılgısal tutumu anlatır. Yunanca Anarşizm sözcüğü 'hükümetsizlik,' 'erksizlik' ya da 'egemensizlik' demektir.

(anarcia = anarkhia ;arkhon Atinalıların ve başka kent-devletlerini halkları tarafınden seçilen yöneticileri; Solon, Hippias, Themistokles arkhonluk yaptılar.

Anarşizmin pozitif bir politik içeriği vardır. Erek Eşitlik ve Türedir ve Eşitlik kavramının ilke alınması tüm Yetkenin, dolayısıyla bütününde Devletin ortadan kaldırılması vargısına götürür ve Türesizlik ise benzer olarak ona neden olan Mülkiyetin ortadan kaldırılması ve bireyler arasında özgür ilişkilerin kurulması yoluyla ortadan kaldırılabilir.

Anarşizm pozitif bir insan doğasını varsayar ve buna göre insanların doğal olarak iyi, toplumun doğal olduğunu, ama yapay kurumlar tarafından bozulduğunu kabul eder. İnsanın özgür olması da yine Anarşist mantıksal dizgede vurgulanan bir bileşendir ve bu kavram da Anlak düzeyinde alındığında doğal olarak tüm yetkenin, dolayısıyla onun özeti olan Devletin yadsınmasına götürür. İnsan gelişimi ancak bir 'erksizlik' ortamında gerçekleşebilir. Anarşizm açıktır ki insanlığın tüm politik erk ve denetimden, genel olarak yasadan özgürleşecek denli olgunlaştığını, politik erginlik kazandığını düşünür.

Kinik Zenon anarşizmin babası olarak görülebilir. (Stoacılığın kurucusu olan Citiumlu Zenon (İÖ 334-262) Kıbrıs'tan Atina'ya giderek orada Kinikler ile çalıştı). Daha sonra, Reformasyon döneminde aşırı puritan Anababtistler Almanya'da kısa bir süre yaşayan hükümetsiz bir toplum kurdular. Modern anarşizm 18 ve 19'uncu yüzyıllarda William Godwin tarafından formüle edildi. Daha sonra P. J. Proudhon (1809-65), Mikhail Bakunin (1814-76), Piotr Alekseyeviç Kropotkin ve Leo Tolstoy tarafından toplumcu çizgiler üzerinde daha öte geliştirildi. Anarşizm sendikalist bir kitle devimi olarak başlıca Latin ülkelerde görüldü. Bugün örgütlü bir politik güç olarak Anarşizm büyük ölçüde silinmiştir. Ama bir tür karşıtçılık olarak sanatçılar ve düşünürler arasında etkili olmayı sürdürmekte ve Yediler Grubu, Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Ekonomik Forumu gibi toplantılara karşı protesto eylemleri olarak zaman zaman parlamaktadır.

Anarşizm Eşitliği Yetkesizlik olarak gördüğü için insan yapımı yasaları yadsır, mülkiyeti bir tür tiranlık olarak görür. Bu öncüller üzerine, suç ve haksızlığı yalnızca yetke ve mülkiyet üzerine kurulu bir toplumun ürünü olarak gördüğü için, Anarşizm insan doğası üzerine tüm ussal varsayımlarına karşın istenç özgürlüğü konusunda ussal değildir. Bireyleri ve dolayısıyla kitelleri kendi istençleri ile davranabilecek özgür moral varlıklar olarak görmez, istenç özgürlüğünü tanımaz ve insan eylemlerini onlara dışsal etmenlerin terimlerinde açıklar.

Fransız Devrimi sırasında Girondin önder Jacques-Pierre Brissot 1793'te anarşistleri en aşırı hasımları olarak suçladı:

"Yürütülmeyen yasalar, zor kullanmayan ve küçümsenen yetkililer, cezasız kalan suçlar, saldırılan mülkiyet, bireyin güvenliğinin çiğnenmesi, halkın ahlakının bozulması, anayasanın yokluğu, hükümetin yokluğu, türenin yokluğu — bunlar anarşizmin özellikleridir." :: "Laws that are not carried into effect, authorities without force and despised, crime unpunished, property attacked, the safety of the individual violated, the morality of the people corrupted, no constitution, no government, no justice, these are the features of anarchy."

Anarşistler kendi mantıkları gereği anasayaların ve hükümetin yadsınmasının türesizliğe değil, tam tersine insanın toplumsallığının özgürce gelişimi yoluyla gerçek Türeye götüreceğini kabul ederler, çünkü yasalar tarafından engellenmediği zaman insanın doğal eğiliminin ilkelere ve karşılıklı yardımlaşmaya göre yaşamak olduğunu düşünürler.

İngiliz Anarşist Düşüncesi
Anarşist bir toplumun ilk taslağı İngiliz İç Savaşını hemen izleyen yıllarda ayrılıkçı bir Hıristiyan olan ve Tanrıyı Us ile özdeşleştiren Gerrard Winstanley tarafından geliştirildi. Truth Lifting Up Its Head Above Scandals (Başını Ayıpların Üzerine Kaldıran Gerçeklik) başlıklı bir yazıda Winstanley anarşizmin ilkelerini ortaya koydu: Güç yozlaştırır; mülkiyet özgürlk ile bağdaşmaz; yetke ve mülkiyet birlikte suçun yaratıcısıdır; ancak egemenlerin olmadığı, emeğin ve ürünlerinin paylaşıldığı bir tolumda insanlar özgür ve mutlu olabilirler, yukarıdan değil ama duyunçlarından doğan yasalara göre davranabilirler (kaynak: Britannica). Kendisi onu izleyen bir küme insanla birliket İngiltere'nin güneyinde bir tepe yamacında yerleşti, orada tarımcılık yaparak kendi aralarında özgür bir komünizm (ortaklaşacılık) kurdular ve çevredeiki düşman toprak ağalarına karşı edilgin direniş gösterdiler. Ama 'Digger deneyi' olarak bilinen bu girişim yerel karşıtçılık tarafından yokedildi ve Winstanley'in kendisi ne zaman öldüğü bile bilinmeyecek bir yolda unutuldu. Ama savunduğu ilkeler İngiliz Protestan mezhepleri arasında bir ölçüde benimsendi ve bir başka Hıristiyan dinadamı olan William Godwin tarafından Political Justice (Politik Türe, 1793) başlıklı bir kitapta daha öte toparlandı. Godwin yetkenin doğaya karşı olduğu, toplumsal kötülüklerin insanların usa göre davranmak için özgür olmamaları nedeniyle varolduğu biçimindeki temel anarşist savları yineledi. Ama ayrıca birim olarak küçük özerk topluluklardan oluşan bir toplum taslağını da sundu. Toplum taslağında giderek demokratik politik süreçler de olanaklı olduğu ölçüde bir yana atılır, çünkü çoğunluk yönetimi de bir tiranlık biçimidir ve oy verme gibi işlemler bireyin sorumluluğunu gevşetir. Godwin 'birikmiş mülkiyet'i de başkaları üzerinde bir güç kaynağı olarak görür ve bu yüzden insanların gereksinimlerine göre alacakları ve verecekleri bir ekonomik dizge tasarlar. Godwin uygulayımsal ilerleme konusunda öngürülerde bulundu ve işleyimsel ilerlemenin en sonunda zorunlu emek zamanını günde yarım saate kadar indireceğine inanıyordu. Godwin 1836'da öldü. Düşünceleri Robert Owen aracılığıyla İngiliz işçi sınıfı devimi üzerine etkili oldu.

Fransız Anarşist Düşüncesi
Anarşist devimin kuramsal temellerini atan Pierre-Joseph Proudhon oldu. Daha sonraki birçok anarşist gibi yaşama bir matbaacı olarak atıldı, ama 1848 devrim yılında daha şimdiden yayımlanmış iki kibabı ile bir tartışmacı ve köktenci bir gazeticiydi. Qu'est ce que la propriété?(Mülkiyet Nedir?) ve Système des contradictions économiques (Ekonomik Çelişkiler Dizgesi) başlıklı kitapları onu Toplumculuğun önde gelen kuramcıları arasına yükseltti. 1840'lar sırasında Proudhon Marx ve Bakunin ile dostluk ilişkileri içindeydi. Kurcu Mecliste görevini yaparken ve anayasaya karşı oy kullanırken davranışının nedenini "çünkü bu bir anayasadır" diyerek açıkladı. Libertaryan kuramlar geliştirdi ve bunları Du principe fédératif (Federal İlke) ve De la capacité politique des classes ouvrières (Emekçi Sınıfların Politik Sığası) başlıklı kitaplarında tartıştı. Proudhon bir dizge ya da parti kurucusu olarak görmedi. Ama Bakunin, Kropotkin ve örgütlü anarşizmin başka önderleri tarafından anarşizmin asıl kuramcısı olarak kabul edildi. Karışılıkçılık ve Federalizm Proudhon'un geliştirdiği özsel öğretiler oldular. Karşılıkçılık ile toplumun eşitlikçi bir temelde örgütlenmesini demek istiyordu. "Mülkiyet hırsızlıktır" dedi, ve bununla "ortak mülkiyeti" ya da "ortaklaşacılığı" savunmadı. Mülkiyetin başkalarının emeğini sömürmenin aracı olarak kullanılmasına karşı çıktı. Ama "iyeliği" bir işçinin ya da işçi birliklerinin üretim için zorunlu toprağı ya da aletleri denetleme hakkı olarak gördü. İşçilerin halk bankalarına dayalı bir karşılıklı kredi dizgesi yoluyla bir tür düzen içinde yaşayacaklarını düşünüyordu. Devletin yerini özerk toplulukların ve işleyimsel birleşmelerin bir tür federal dizgesi alacaktı. Yasaların bağlayıcı işlevinin yerini sözleşme ve karşılıklı çıkarın dolduracağını, türe mahkemelerinin yerini hakemliğin, bürokrasinin yerini işçilerin yönetiminin alacağını düşünüyordu. Akademik eğitim bütünleştirilmiş bir eğitim ile değiştirilecekti.Sonuçta doğal toplumsal birlik doğacak ve "sonu gelmez tiranlık için bir temel olarak hizmet eden kaostan başka birşey olmayan" varolun düzen ortadan kalkacaktı.

Federalizm yönetici bir temsilci başkan altında biraraya toplanmış üyelerin birlikteliğini anlatır (Lat. foedus, bağıt). Politik olarak Federalizm gücü anayasal olarak özeksel bir hükümet ve bölümsel olarak oz-yönetimli politik birimler arasında bölen dizgeyi anlatır. Birliğe Federasyon, yandaşlarına Federalistler denir.

Proudhon işçilerin kurtuluşunun işçilerin kendilerinin görevi olması gerektiğinde diretti ve doğrudan eylemden yana çıkarak demokratik ve parlementer yöntemleri yadsıdı. Ama kendilerine anarşist demekten çok 'karşılıkçı/'Mutualist' diyen izleyicileri İngiliz sendikacıları ve Londra'da sürgünde bulunan Avrupalı Sosyalistler ile birleşerek Uluslararası İşçiler Birliğini (Birinci Enternasyonal) kurdular. Burada bir proleterya diktatörlüğü kurulması için devletin ele geçirilmesini savunan Karl Marx ve izleyicilerine karşı çıktılar. Ama Marx'ın daha güçlü karşıtları Mikhail Bakunin'in izleyicileriydi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ANARŞİZM
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Dokuzl :: Ödev Deposu-
Buraya geçin: